Kuran yeter mi? Sorusuna yetmez demek, Allah’a itirazdan başka bir şey değil. Bunu bir tarafta tutalım. Bununla birlikte Kuran ı doğru anlamak için de, Onun sıradan bir kitap gibi okunmaması gerektiğini, 23 yıl boyunca bir birinden farklı insanlar ve yaşanmış hikayelerin içine indiğini, yine coğrafya da bir toplum kültürü olduğu bilinci ile okunmalıdır! Kur'an'ın mübiyn olması, onda her şeyin en ince detayına kadar açıklanmasını gerektirmemiştir. Nedeni, Kuran ın indiği toplum hiçbir şey bilmeyen bir topluluk değildi. İslam Hz Âdemden beri insanlığa seslenen, ilkelerini ortaya koyan bir dindir. Kuran son resule inmiş son kitaptır. Dolayısıyla Hz. Muhammed'e verilen mesajlar daha önceki resuller vasıtası ile gönderilmiş mesajlarla çelişkili olmaması uyumlu olması gerekir. Onlardaki bozulmamışları tasdik, eksiklikleri giderme, bozulmuşluğu da tamamen kaldırması işlevi vardır. Böyle olunca geçmiş ümmetlere vahyolunan hakikatler bizi ilgilendirmiyor diyebilir miyiz?
Yukarda Kuran’ı doğru anlamak için indiği toplumun tüm sosyolojisini dikkate almak gerek dedik. Misal o coğrafyada yaşayan kadın erkek sıcaktan dolayı hepsi başını örtmekte idi. Bilindiği üzere günümüzde başörtü ayeti diye bilinen Nur suresi 31 ayette her ne kadar baş örtüsü var dense de, meallerdeki baş örtüsü yorumdur. Aslı olan örtülerini yakalarında açık kalan yerlerin örtülmesi yönünde emir vardır. Pekiyi neden başın bütününün örtülmesine değinmemiştir. Nedeni gayet açık. Zira zaten o toplumda bütün kadınların başı örtülüdür. Örtülü baş için tekrar kadınlar başını örtsün demeye ihtiyaç duymamıştır. Bu örnekte de olduğu gibi düz bir meal okuma ile din öğreniyorum diyen kendini aldatır. Dinin aslı ve temeli Kuran’dır. Kuran ancak peygamberi bir okuma ile doğru anlaşılabilir. Resulün örnekliği söz konusu kitabın hayata uygulanış biçimidir. Yani Kuran’ın beyanını alimlerimiz sünnet olarak adlandırmışlardır. Kuran’ın ne dediği ne demek istediğinin yaşam tarzına dönmüş eylemleridir. Bu arap geleneğini ya da nebinin insan olması, baba, arkadaş, eş, devlet başkanı olarak yapıp ettiklerini din yerine koyalım anlamı içermemektedir. Zira insanlar şartlara göre davranış eylemler karşısında yaklaşımlarında değişkenlik gösterebilirler. Bu insan olmanın gereğidir.
Yorumlar
Yorum Gönder