Ana içeriğe atla

KURAN I ANLAMADA RESUL VE NEBİ NİN NASIL KULLANILDIĞI

NEBİ VE RESUL’ÜN ANLAMI NEDİR? Nebîlik makamdır. Nebî, insanlığa Allah’ın kitabını getiren, tebliğ eden ve uygulayan kişidir.“ manası; Allah tarafından değeri yükseltilmiş kişi” anlamına gelir. İnsan kendi isteği ile nebi olmaz. Yüce Rab bu makama getirdiklerine Kitap ve hikmet verdiğini ifade eder. Tabii burada geçen kitap ve hikmet de ümmet arasında farklı yorumlarla anlaşılmaya çalışılmıştır. “Onlar, kendilerine kitap, hüküm ve nebîlik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm 6/89) Nebînin değerli hale getiren ona vahiy edilmesinden dolayıdır. Allah Teâlâ, bu yüce makama getirdiği kişiler dışında hiç kimseye nebî dememiştir. İnsan için kendi canlarından daha değerli olan nebi, aynı zamanda da bir insandır. Bunu özellikle söyleyen ayette; “De ki "Ben de tıpkı sizin gibi insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunmaktadır...”. (Kehf 18/110). Nebi Kuran’ı uygulamada, ondan hüküm çıkarmada hata ve eksik yapabilir. Bu durumlarda Allah’ın ikazına muhatap olurlar. Resul’lük görevdir. Resul yani Elçi, kendinden bir şey katmadan birinin sözünü diğerine ulaştırmakla görevli kişidir. Bir nevi bir ülkenin başka bir ülkedeki elçisi gibi. Kendi ülkesinde oluşturulan görüşleri bulunduğu ülkenin ilgili makamlarına aynen ulaştıran kişi gibi. Nasıl bir elçi ülkesinin belirlediği politikalara bir şey ilave edemez ise, resulde Allah tan gelen vahye her hangi bir şey ilave yada eksiltme yapamaz. Elçilikte asla hata olmaz. Muhataplarına iletir. Konuyla alakalı örnek ayet verilmesi gerekirse; " Elçilere(Resullere); her şeyi ortaya koyan tebliğden başka ne düşer?" (Nahl 16/35)… Başka bir ayetde; “(Muhammed,) Bize karşı bir takım sözler uydursaydı, onu kıskıvrak yakalar, şah damarını koparırdık. İçinizden hiç biri de bunun önüne geçemezdi.”(Hâkka 69/44–47). Resule itaat vardır. Çünkü yukardaki ayetten de anlaşılacağı üzere, resul; sadece Allah tan aldığını tebliğ ettiği için, resulün bütün sözleri Allah’ın vahyidir. Yani Kuran’da geçen ayetlerdir. Dolayısı ile resule itaat, Allaha itaat anlamına gelmektedir. Zira kendinden kattığı her hangi bir şey yoktur. Bununla ilgili onlarca ayet mevcuttur. Burada önemli olan Nebi ve resul kavramlarını karıştırmamak gerekir. Resul sadece vahiy geldiği ve tebliği süresiyle görevi sınırlı iken, nebi 24 saat görev ve sorumluluk içindedir. Kuran’da nebiye itaat, şartı yoktur. Niye; nebi insandır, gelen vahyi işlemek hüküm çıkarmak zorundadır. Bunu yaparken yanlış yapabilir, yanılgıya düşebilir. Ayrıca, günlük ihtiyaçları vardır, aile reisi, devlet başkanı, insanlara arkadaş, sosyal ilişkiler içinde istekleri sevdikleri ya da sevmedikleri olabilir. Onun şahsına münhasır sevdiği her şeyi, yada sevmediklerini herkes tarafından sevilip, sevilmemesini dinin bir esası saymak zulüm olur. Misal, Peygamberin kabağı sevdiği rivayeti vardır. Bu dinin bir esası olsa! Kabağı sevmeyenlerin hali ne olur? . sahabeden zeyd, Kuran’da belirtildiği üzere eşinden ayrılma konusunda Nebiyi dinlememiş eşinden ayrılmıştır. Enfal 5,6 da nebi ile tartışan ashab (mücahitler), 58/1 de nebi ile tartışan kadın ve 33/37 Bunun için Kuran onları telin etmemiştir. Kısaca; . Her resul aynı zamanda nebîdir ama her nebî resul olmayabilir. Çünkü resul kelam ilmine göre yeni şeriat veya Kitap getirendir. Ama nebi, daha çok kendinden önceki resulün izinde giden, ama eski şeriata yeni bir açılım getirendir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KURAN BİZE YETER Mİ ?

Kuran yeter mi? Sorusuna yetmez demek, Allah’a itirazdan başka bir şey değil. Bunu bir tarafta tutalım. Bununla birlikte Kuran ı doğru anlamak için de, Onun sıradan bir kitap gibi okunmaması gerektiğini, 23 yıl boyunca bir birinden farklı insanlar ve yaşanmış hikayelerin içine indiğini, yine coğrafya da bir toplum kültürü olduğu bilinci ile okunmalıdır! Kur'an'ın mübiyn olması, onda her şeyin en ince detayına kadar açıklanmasını gerektirmemiştir. Nedeni, Kuran ın indiği toplum hiçbir şey bilmeyen bir topluluk değildi. İslam Hz Âdemden beri insanlığa seslenen, ilkelerini ortaya koyan bir dindir. Kuran son resule inmiş son kitaptır. Dolayısıyla Hz. Muhammed'e verilen mesajlar daha önceki resuller vasıtası ile gönderilmiş mesajlarla çelişkili olmaması uyumlu olması gerekir. Onlardaki bozulmamışları tasdik, eksiklikleri giderme, bozulmuşluğu da tamamen kaldırması işlevi vardır. Böyle olunca geçmiş ümmetlere vahyolunan hakikatler bizi ilgilendirmiyor diyebilir miyiz? Y...

MÜSLÜMAN KARDEŞLERİME

    Çok değerli dostlar;   Meselem dini anlamadaki karışıklıklar. Herkes bir yol tutturmuş benim ki doğru iddiasında. Bunlara kapılanlar doğru ve yanlış hiç sorgulamadan doğru bildiği yolda yürüyor. İyi güzel de doğru sandığımız şeyler ya yanlışsa? Bunu kime sormalıyız. Doğru ve yanlışı nasıl ayırt etmeliyiz bunu anlamaya çalıştım . Gelin bir kere de beraber anlayalım. Bunu bir bilene soralım. Bir bilen işin asıl sahibidir. O asla yanılmaz Her bir konu büyük bir kitap konusu olmasına rağmen en kısa şekliyle izah etmeye çalıştım. Konulara ulaşmak için http:/adreslerine tıklayınız. Lütfedin okuyun ve tenkit edin. Acaba tespitler doğru mu? Yoksa abartılı mı? ---------------------------------------------------------------------------------------- Kuranı okuyoruz anlamıyoruz. Birileri bize Kuran anlaşılmaz diyor, onlara itibar ediyoruz. Dini anlayanlardan öğreniyoruz. Her birimize farklı kanallardan din öğretildiği için, öğrendiklerimiz bir birini tutmuyo...