Peygamber Kelimesi Kuranda geçmez. Bu kelime dilimize Farsçadan geçmedir. Resul ve Nebi nin karşılığı olarak kullanılır! Kuran peygamberimizi Resul ve Nebi kelimesi ile tanıtır. “Resul” ün Türkçe karşılığı“elçi” dir. Allah, bu kelimeyle, Peygamberimiz ‘in vazifesi olan İlahi mesajın insanlara iletilmesini vurgular. Kuran’da peygambere tabi olunması ile ilgili gelen ayetlerin hepsi resul (elçi) ifadesiyle gelir. Kuran’a dönersek;
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Enbiya Suresi 45
Böylece (ey Nebi), kendisinden önce nice (inkarcı) toplumların gelip geçtiği bir toplumun arasından elçi olarak seni seçtik ki, sana vahyettiklerimizi kendilerine ulaştırasın…(Rad Suresi 30)
Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu. (Enam Suresi 19). Bir de ne zaman hakikatin apaçık kanıtları olan ayetlerimiz onlara okunsa, huzurumuza çıkacak yüzü olmayan o kimseler derler ki: "Git, bize bundan başka bir hitap getir, ya da onda değişiklik yap!" (Ey Peygamber)! De ki: "Onu kendime göre değiştirmem olacak şey değil. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım: çünkü ben Rabbime karşı gelecek olursam, korkunç bir Gün'ün azabından korkarım." (Yunus Suresi 15)
Yukarda da görüleceği gibi Allah resulünün açıklayıp tabii olduğu vahiy Kuran’dır. Karşı çıkanların kabullenmedikleri değiştirilmesini istedikleri şey yine Kuran’dır. Allah resulünün görevi kendisine vahiy olarak gelen Kuran’ı insanlara zamanında değiştirmeden tebliğ etmektir. Peygamber’e uymak; Kuran’a uymak, Kuran’ın belirlediği esaslara göre inanmak, hayata uygulamaktır.
Ayetlerde de görüleceği gibi, Peygamberimiz ‘in vazifesi İlahi mesajın yani Kuran’ı insanlara tebliğ etmesidir. Bunun dışında dinin kaynağı olarak insanlığa tavsiye ettiği başka bir şey yoktur. Eğer ihtiyaç olsaydı, kitabında önemli konulara en ince detaya kadar bilgi veren Allah, buna hiç yer vermez miydi!.. Yani Allah hem kitabında bize eksik bilgi verecek, haşa hem de vermediği bilgiler için insanı sorumlu tutacak! Bu Allah ın adaletine uygun değildir. Oysa, dine karşı yeni din icat edenlere Kuran’ yetmedi! Peygamberin örnekliği yetmedi! Onun ahlakı yetmedi! Allah bu dini sizin için kolaylaştırdım derken, binlerce cilt dine ilaveler getiren kitaplar icat edildi!. İnsanlar bu kadar detayın içinde asılın kıymetini bilemez oldu. Asıl olan kitaba ihtiyaç duymaz hale geldi. Onun anlaşılmasını istemeyenlerin arzuları gerçek oldu. Gelenek dinin yerini aldı. Din gelenekleşti. Binlerce çilt kitaplardaki tezatları görenler bunun nedenlerini araştırmaya gerek bile görmedi. Eskiden geldiği için hurafelerin, yalanların, iftiraların, fıtrata uymayan masalların içinde sürekli bir hikmet arandı!... Kuran dışı kaynaklar beraberinde müminlerde farklı anlayışları getirdi. Fırkalara bölündü. Herkes bir hakikate sarıldı. Sonuç…. Herkesin malumu. Binlerce fırka… Herkes kendi fırkasını cennete yollamak için de kurtulan fırka bizimki demeye başladı. İŞTE HALİMİZ.!!!! YA CAREMİZ!!!!! KİM NE DERSE DESİN SONUÇ BU!
Peygamber Kelimesi Kuranda geçmez. Bu kelime dilimize Farsçadan geçmedir. Resul ve Nebi nin karşılığı olarak kullanılır! Kuran peygamberimizi Resul ve Nebi kelimesi ile tanıtır. “Resul” ün Türkçe karşılığı“elçi” dir. Allah, bu kelimeyle, Peygamberimiz ‘in vazifesi olan İlahi mesajın insanlara iletilmesini vurgular. Kuran’da peygambere tabi olunması ile ilgili gelen ayetlerin hepsi resul (elçi) ifadesiyle gelir. Kuran’a dönersek;
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Enbiya Suresi 45
Böylece (ey Nebi), kendisinden önce nice (inkarcı) toplumların gelip geçtiği bir toplumun arasından elçi olarak seni seçtik ki, sana vahyettiklerimizi kendilerine ulaştırasın…(Rad Suresi 30)
Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu. (Enam Suresi 19). Bir de ne zaman hakikatin apaçık kanıtları olan ayetlerimiz onlara okunsa, huzurumuza çıkacak yüzü olmayan o kimseler derler ki: "Git, bize bundan başka bir hitap getir, ya da onda değişiklik yap!" (Ey Peygamber)! De ki: "Onu kendime göre değiştirmem olacak şey değil. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım: çünkü ben Rabbime karşı gelecek olursam, korkunç bir Gün'ün azabından korkarım." (Yunus Suresi 15)
Yukarda da görüleceği gibi Allah resulünün açıklayıp tabii olduğu vahiy Kuran’dır. Karşı çıkanların kabullenmedikleri değiştirilmesini istedikleri şey yine Kuran’dır. Allah resulünün görevi kendisine vahiy olarak gelen Kuran’ı insanlara zamanında değiştirmeden tebliğ etmektir. Peygamber’e uymak; Kuran’a uymak, Kuran’ın belirlediği esaslara göre inanmak, hayata uygulamaktır.
Ayetlerde de görüleceği gibi, Peygamberimiz ‘in vazifesi İlahi mesajın yani Kuran’ı insanlara tebliğ etmesidir. Bunun dışında dinin kaynağı olarak insanlığa tavsiye ettiği başka bir şey yoktur. Eğer ihtiyaç olsaydı, kitabında önemli konulara en ince detaya kadar bilgi veren Allah, buna hiç yer vermez miydi!.. Yani Allah hem kitabında bize eksik bilgi verecek, haşa hem de vermediği bilgiler için insanı sorumlu tutacak! Bu Allah ın adaletine uygun değildir. Oysa, dine karşı yeni din icat edenlere Kuran’ yetmedi! Peygamberin örnekliği yetmedi! Onun ahlakı yetmedi! Allah bu dini sizin için kolaylaştırdım derken, binlerce cilt dine ilaveler getiren kitaplar icat edildi!. İnsanlar bu kadar detayın içinde asılın kıymetini bilemez oldu. Asıl olan kitaba ihtiyaç duymaz hale geldi. Onun anlaşılmasını istemeyenlerin arzuları gerçek oldu. Gelenek dinin yerini aldı. Din gelenekleşti. Binlerce çilt kitaplardaki tezatları görenler bunun nedenlerini araştırmaya gerek bile görmedi. Eskiden geldiği için hurafelerin, yalanların, iftiraların, fıtrata uymayan masalların içinde sürekli bir hikmet arandı!... Kuran dışı kaynaklar beraberinde müminlerde farklı anlayışları getirdi. Fırkalara bölündü. Herkes bir hakikate sarıldı. Sonuç…. Herkesin malumu. Binlerce fırka… Herkes kendi fırkasını cennete yollamak için de kurtulan fırka bizimki demeye başladı. İŞTE HALİMİZ.!!!! YA CAREMİZ!!!!! KİM NE DERSE DESİN SONUÇ BU!
Yorumlar
Yorum Gönder